Cuma, Eylül 18, 2009

Ekonomistler Nasil Bu Kadar Yanildi?

Paul Krugman`a acaip gicik oldum. Su yaziyi bundan 2-3 sene once yazsa, beni bos yere 1 sene harcamaktan kurtarirdi. Kelimenin tam anlami ile mukemmel. Adama katilirsiniz, katilmazsiniz; orasi sizin bileceginiz is. Ama problemleri (buyume ve ticaret haric), unlu kisileri, kamplari ve ayrimlari bu kadar oz ve net baska yerde bulamazsiniz.

Ben mi? Soyledigi herseye bastan sona katiliyorum. Yalniz son zamanlarda biraz fazla agresif yazmaya basladi. Bu durum acikcasi pek hosuma gitmiyor.

Pazartesi, Ağustos 03, 2009

Sivil Darbe

Enis Berberoglu son zamanlarda hosuma giden yazilar yaziyor (bkz su, bu, o)... Bu da bugunku yazisi (kaynak Hurriyet.com); not ediyoruz.

Madde bir... Türkiye Orta Asya’dan uzanan siyasi fay hattındadır.

Afganistan, İran, Irak’taki ani sallantı Türkiye’yi mutlaka etkiler.

En yakın tarihli örneğini çok değil 30 yıl kadar önce yaşadık:

* İran İslam Devrimi (Şubat 1979) bütün dengeleri sarstı.

* Sovyetler aynı yılın sonunda Afganistan’ı işgal etti.

* Aradan bir yıl bile geçmedi, Türkiye’de 12 Eylül darbesi yaşandı.

* Darbeden 10 gün sonra, sekiz yıl süren Irak-İran savaşı başladı.

* * *

Bugüne dönersek; aynı coğrafyada taşlar yine yerinden oynuyor.

* ABD’nin (tıpkı Sovyetler gibi) Afganistan savaşını kaybettiği belli.

* İran’da 30 yıl sonra ilk kez halk sokağa döküldü, rejim sallandı.

* Washington gelecek yıl asker çekeceği Irak’a (Kürtlere) vasi arıyor.

* Türkiye 12 Eylül’den bu yana en ciddi darbe tehlikesini yaşıyor.

(Üniformasız olduğu için kimileri demokrasi dalgası sanıyor. 12 Eylül’den önce de öyle düşünenler, devrimin kapıda olduğunu hayal edenler vardı. 12 Mart’ı, 9 Mart’la karıştırıp sevinenler olduğu gibi. Hayret hep aynı isimler!)

* * *

Madde iki... Türkiye’nin rotası ancak darbelerde değişir.

27 Mayıs 1960 Türkiye’nin en demokratik anayasasını getirdi.

12 Mart 1971 darbesi o ceketin Türkiye’ye bol geldiği gerekçesiyle yapıldı.

12 Eylül 1980 darbesiyle Türkiye siyaseten ve ekonomik olarak dışa açıldı.

28 Şubat’ın hemen ardından AB ve küreselleşme yoluna girildi.

Ayak sesleri duyulan sivil darbenin misyonu da hiç kolay sayılmaz:

Kürt meselesi...

Sadece dağdaki savaşı bitirmek yetmez.

Türkiye’nin bölge Kürtlerini koruması lazım.

Kime karşı? Araplara, acemlere karşı...

Dahası da var.

Kürt (ve Arap) petrolüne güvenli güzergâh ve liman gerekli.

O işi de Türkiye’nin üstlenmesi planlanıyor.

* * *

Madde üç... Bugüne kadar ABD onaylı darbeleri hep asker yaptı.

Çünkü o darbelerin sivil tabanı ulusalcı/milliyetçi/muhafazakârdı.

Aynı tabanın Kürt meselesinde kullanılması düşünülemez.

Dolayısıyla üniformalı darbe yerine sivil darbe denenecek.

ABD’nin sadık müttefiki Türk Silahlı Kuvvetleri susturulacak.

ABD’nin diğer sadık müttefiki cemaat güçleri cepheye sürülecek.

Yeni darbenin neferleri kadar mühimmatı da farklı seçilecek.

Ergenekon davası ve polisleri... Vergi memurları ve cezaları.

Her türlü muhalefeti diz çöktürmeye yetecek gibi gözüküyor.

* * *

Madde dört... Cumhuriyetin iki fobisi laiklik ve üniter devlettir.

Darbe marifetiyle Kürt meselesini çözmeye kalkanlar...

Öyle bir tabana oturuyor ki... Her iki fobi eşanlı hortlayacak.

Temennim olmasa da tahminimdir ki, Türk milliyetçiliği ve kökten laiklik azacak.

Çatışma ortamında, olan yine işinde gücündeki vatandaşa, size-bize olacak!

* * *

Madde beş... Kürt meselesi, daha taze demokratların, hatta ABD’nin bile umurunda değilken... 25 yıldır yerinden, bölgeden haber veren kıdemli bir gazeteci sıfatıyla soruyorum: Bu acele neden?

Kimin acelesi var. Bizim mi, ABD’nin mi?

Yoksa “Türkiye modeli” için bu sorunun da önemi kalmadı mı?

Cuma, Temmuz 24, 2009

Seckin Sirketler // Script ile Siparis

Son derece basarili bir makale.. Efendim inovasyon tamam da; bir takim gruplarin, sirketlerin, kisilerin gelip gecenden vergi toplamasi beni gicik ediyor. Mesela niye Goldman`a kiyak geciliyor? Ben order acarken, onlarin sahip olduklari bilgilere zaten ulasamiyorum ; bir de ustune sistem onlara gelecegi gosteriyor.. Iste seckin olmak bu demek.. Ote yandan sorsaniz, hepsi serbest piyasa, demokrasi, esitlik havasi cekerler.. Chris Rock`un dedigi gibi: "spinning baby spinning"..

Bu arada acaba online araci sirketler ne zaman hisse almak icin script yazmamiza izin verecek (tabii bir de yazdiklarimizi test etmek icin simulator lazim). Benim isim gucum basimdan askin; surekli borsa takip edemiyorum. Tamam trailing stop filan var ama o da momentuma bakmiyor. Boyle bir hizmet olsa, premium oderim..

Not: Yazar GS ( Devletin kayirdigi bilegi bukemeyecegimize gore...) ve BRCM`de pozisyon tutmaktadir.

Perşembe, Haziran 25, 2009

Bu Sistem Artik Seni Istemiyor

Ece Temelkuran, her zaman ayni gozluklerden bakmasak da, sevdigim yazarlardan birisi.. Bugunku yazisi:

“Bu sistem beni yetiştirdi ve artık beni istemiyor.” Genetik mühendisi bir arkadaşım önceki gün böyle dedi. Bu, sık sık duymaya başladığım bir şey son günlerde. Bazısı bunu “Ben artık eskidiğimi hissediyorum” diye anlatıyor bunu, bazısı “Türkiye muhafazakârlaşıyor” diye açıklıyor.
Mesele sadece AKP hükümeti ve bu hükümetin yarattığı ‘korku imparatorluğu’ değil. Türkiye daha geniş ve daha derin bir değişimden geçiyor.
Bu değişimin hepimizin kişisel hayatlarında bir karşılığı var. Genetik mühendisi arkadaşımın dediği gibi, “Bu ülkenin bana kötü davrandığını, gitmemi istediğini düşünüyorum” diyebilirsiniz.
Ya da başka bir şekilde ifade edebilirsiniz. Ama şurası çok açık. Bir insan modeli yaratılıyor ve Batılı, laik, demokratik değerlerle yetiştirilmiş insanları sistem kusmaya hazırlanıyor.
Bu, bütün meslekler ve bütün toplumsal sınıflar için geçerli. Sistem, bizi kusuyor.

Paralel toplum
Üst orta sınıfın ya da üst sınıfın çok derdi olan bir mesele değil bu. Çünkü onlar zaten bir süredir paralel bir toplumda yaşıyorlar.
Söyleyin bana onları bu ülkede ne ilgilendiriyor? Sağlık sisteminin değişmesi mi?
Onlara ne, zaten özel hastanelerde özel doktorlarına tedavi oluyorlar. Sosyal güvenlik sistemleri mi? Zaten emekliliklerinde harcamak için bol bol bireysel emeklilik sigortası yaptırıyorlar. Eğitim sisteminin bozulması mı? Zaten çocuklarını ya özel okullara ya da yurtdışında eğitime gönderiyorlar.
Dolayısıyla bir paralel ülkede ve yan yana yaşadıkları insanlarla birbirlerine hiç değmeden yaşıyorlar.
Paralel ülkede yaşadıkları için de hükümetin aldığı kararlar onların kişisel hayatlarını hiç etkilemiyor, takip etmek, tepki vermek gereği bile duymuyorlar. Gel gör ki orta sınıf öyle değil.

Değişen insan modeli
Türkiye, başka bir ülke olacak. Kimileri “Rejim elden gidiyor” diye yerinebilir, “Bizimkiler, Allah’ın izniyle, yönetici pozisyonlara geldiler” diye övünebilir.
Doğruya doğru, şu anda üstte olan ‘pehlivan’ ılımlı İslam ya da daha genel anlamda totaliter bir muhafazakârlık. Durumu nasıl okursanız okuyun sonuç şu:
Bu cumhuriyet, yatırım yaptığı ve desteklediği insan tipini değiştiriyor. Bir profesöre aylarca hapishanede tedavi edilmeden yapılan hukuk işkencesi de bundan, benim genetik mühendisi arkadaşımın kendisinin bu ülkede artık istenmediğini hissetmesi de.
AKP’ye karşı her türlü muhalefetin darbeci olmak silahıyla karşılaşması, “Siz partiyi bölmeye çalışıyorsunuz” diye feveranlara yol açması da bundan, Ergenekon davası nedeniyle içeride olanların en asgari insan haklarının savunulamaz duruma gelmesi de bundan.

Garnitürden kusmuğa
22 Temmuz seçim gecesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı konuşmadan sonra “Biz artık bu ülkenin garnitürüyüz” diye yazmıştım.
Bu cümlemi bugün yeniliyorum. Artık bu sistem ülkesini düşünen ama AKP’liler gibi düşünmeyen insanları kusuyor.
Hem de bunu son derece sert bir biçimde yapıyor. Yani bugünlerde ülkenin size kötü davrandığını, artık sektiğinizi ya da istenmediğinizi düşünüyorsanız bu sizin bireysel meseleniz değil.
Bu, toplumsal bir mesele. Sizi bu ülkenin ‘kaymağı’ olarak yetiştirmiş olabilirler.
Ama artık istenmiyorsunuz. Bunun hepimizin meselesi olduğunu anlarsak ancak o zaman bu muammanın içinden çıkabiliriz gibi geliyor bana.

Perşembe, Nisan 09, 2009

Cin`in Dolar Sorunu

Paul Krugman -bilgece- der ki:

Back in the early stages of the financial crisis, wags joked that our trade with China had turned out to be fair and balanced after all: They sold us poison toys and tainted seafood; we sold them fraudulent securities.

But these days, both sides of that deal are breaking down. On one side, the world’s appetite for Chinese goods has fallen off sharply. China’s exports have plunged in recent months and are now down 26 percent from a year ago. On the other side, the Chinese are evidently getting anxious about those securities.

But China still seems to have unrealistic expectations. And that’s a problem for all of us.

The big news last week was a speech by Zhou Xiaochuan, the governor of China’s central bank, calling for a new “super-sovereign reserve currency.”

The paranoid wing of the Republican Party promptly warned of a dastardly plot to make America give up the dollar. But Mr. Zhou’s speech was actually an admission of weakness. In effect, he was saying that China had driven itself into a dollar trap, and that it can neither get itself out nor change the policies that put it in that trap in the first place.

Some background: In the early years of this decade, China began running large trade surpluses and also began attracting substantial inflows of foreign capital. If China had had a floating exchange rate — like, say, Canada — this would have led to a rise in the value of its currency, which, in turn, would have slowed the growth of China’s exports.

But China chose instead to keep the value of the yuan in terms of the dollar more or less fixed. To do this, it had to buy up dollars as they came flooding in. As the years went by, those trade surpluses just kept growing — and so did China’s hoard of foreign assets.

Now the joke about fraudulent securities was actually unfair. Aside from a late, ill-considered plunge into equities (at the very top of the market), the Chinese mainly accumulated very safe assets, with U.S. Treasury bills — T-bills, for short — making up a large part of the total. But while T-bills are as safe from default as anything on the planet, they yield a very low rate of return.

Was there a deep strategy behind this vast accumulation of low-yielding assets? Probably not. China acquired its $2 trillion stash — turning the People’s Republic into the T-bills Republic — the same way Britain acquired its empire: in a fit of absence of mind.

And just the other day, it seems, China’s leaders woke up and realized that they had a problem.

The low yield doesn’t seem to bother them much, even now. But they are, apparently, worried about the fact that around 70 percent of those assets are dollar-denominated, so any future fall in the dollar would mean a big capital loss for China. Hence Mr. Zhou’s proposal to move to a new reserve currency along the lines of the S.D.R.’s, or special drawing rights, in which the International Monetary Fund keeps its accounts.

But there’s both less and more here than meets the eye. S.D.R.’s aren’t real money. They’re accounting units whose value is set by a basket of dollars, euros, Japanese yen and British pounds. And there’s nothing to keep China from diversifying its reserves away from the dollar, indeed from holding a reserve basket matching the composition of the S.D.R.’s — nothing, that is, except for the fact that China now owns so many dollars that it can’t sell them off without driving the dollar down and triggering the very capital loss its leaders fear.

So what Mr. Zhou’s proposal actually amounts to is a plea that someone rescue China from the consequences of its own investment mistakes. That’s not going to happen.

And the call for some magical solution to the problem of China’s excess of dollars suggests something else: that China’s leaders haven’t come to grips with the fact that the rules of the game have changed in a fundamental way.

Two years ago, we lived in a world in which China could save much more than it invested and dispose of the excess savings in America. That world is gone.

Yet the day after his new-reserve-currency speech, Mr. Zhou gave another speech in which he seemed to assert that China’s extremely high savings rate is immutable, a result of Confucianism, which values “anti-extravagance.” Meanwhile, “it is not the right time” for the United States to save more. In other words, let’s go on as we were.

That’s also not going to happen.

The bottom line is that China hasn’t yet faced up to the wrenching changes that will be needed to deal with this global crisis. The same could, of course, be said of the Japanese, the Europeans — and us.

And that failure to face up to new realities is the main reason that, despite some glimmers of good news — the G-20 summit accomplished more than I thought it would — this crisis probably still has years to run.
Cin`in (ve benzer durumdaki diger ulkelerin) sebep oldugu bu dengesizlik bence icinde bulundugumuz krizin baslica aktorlerinden birisi. Cin parasinin degerini dusuk tutarak ABD`de enflasyonun yukselmesini engelledi. FED de bakti ki enflasyon yukselmiyor, faizleri dusuk tuttu. Faizler dusuk olunca da herkes bir guzel borclandi da borclandi. Ev fiyatlari bir kez yukselme egilimine girince de "yeni toprak yapilmiyor", "borclanmak yatirim yapiyorsaniz iyidir", "ev fiyatlari daha dusuk, (bilmem neresi) seviyesine gelecek" tarzi sloganlar hasil oldu. Millet karsilayamayacagi borclarin altina hesapsiz kitapsiz girdi. Vs vs vs. Gerisini biliyorsunuz zaten.

Cin`in icinde bulundugu durum bana Testere filmini hatirlatiyor acikcasi. Zira icinde bulundugu acmaz felaket. Kendini kurtarmasi icin cok aci verecek hareketler yapmasi lazim. Mevcut stratejisine devam ettigi surece ise daha derine batacak ve cikmak icin daha cok aci cekecek.

Bence Cin er veya gec silkelenip, dolar varliklarini emitalar ve yabanci menkul degerler ile degistirmeye baslayacak. Bu da dolarda deger kaybina ve yuksek dolar enflasyonuna sebep olacak. Cin bu adimlardan buyuk zararlar edecek olsa da, bence bunlar pasif agresif bir ulkenin,baskin bir superguce donusmesi yolundaki ilk adimlar olabilir. Zira ABD`nin kaynaklara olan erisimi azalir, Cin`inki ise artarsa, ozellikle Afrika ve Guney Asya`da dengeler hizla degisebilir.

Bence su an tarihi bir donemi yasiyoruz, uzun yillar sonra bugunlere bakip, "yahu neler olup bitmis de ben farkinda degilmisim" diyecegiz.

Çarşamba, Nisan 01, 2009

Yuru Be Martin Wolf

Bu adam tam bana hitap ediyor.. Ne dediyse aynen katiliyorum..

Pazartesi, Mart 16, 2009

Doviz Kuru ve MB

Ugur Gurses`ten:

Döviz kuru tarihi zirve yaptıktan sonra düşüren ne oldu? Merkez Bankası’nın döviz satım ihaleleri açtığını açıklaması, döviz satmaya başlayacağını açıklaması mı? Hayır. Ne zaman düştü biliyor musunuz? Merkez Bankası’nın açtığı ihaleye gelen teklif miktarı açıklandığı zaman! Yani ‘Beş günde yüzde 5’ artan döviz kuru, ‘bu kadar artış bundan mıymış?’ dedirten bir talep miktarı (milyar dolar değil, sadece 141 milyon dolar) açıklandığı zaman tekrar düşüşe geçti. Merkez Bankası piyasaya ve piyasayla ilgili ekonomik birimlere ‘ayna tutmuş’ oldu.

Çarşamba, Mart 11, 2009

Sizi Ataturk Bile Kurtaramaz!

Metin Munir`in bugunku yazisi:

Ekonomin çöküş halinde olması seçimlerde AKP’nin aleyhinde olacak mı?
Kurala göre, ondan önceki yıllarda ekonomi yükselişte olsa bile, seçim yılında ekonomik kriz varsa iktidardaki parti oy kaybeder. Hatta iktidarı kaybeder. Çok partili ilk seçimlerin yapıldığı 1950’den beri Türkiye’de hep böyle oldu.
Ama, inanıyorum ki, bu defa olmayacak.
AKP, gidişini durdurmak bir yana, varlığını inkâr ettiği ekonomik krizden olumsuz etkilenmeyecek. Oy oranı küçülmek yerine, büyüyecek. Bu büyüme bir toprak kayması azametinde bile olabilir.
Bunun akla gelen ilk nedeni muhalefetin gülünç derecede etkisiz olmasıdır. Meclis’in muhalefet sıraları tahta at dolu hipodrom ahırları gibi.
AKP’nin alternatifi yoktur. Baykal, Erdoğan’ın alternatifi değil, garantisidir. Baykal’dan memnun olmayabilirsiniz ama o kendinden memnundur: Karikatürist dostumuzun dediği gibi, “İktidar geçici, muhalefet bakidir.”
Çelişki gibi görünecek ama ekonomik kriz AKP’nin oyunu azaltmak yerine artıracak.
Çünkü yaşamakta olduğumuz durum bir ekonomik kriz değil paradigma değişikliğidir. Nasıl 1988’de komünizm çöktü ise şimdi de kapitalizm veya kapitalizmin bir türü çökmekte. Wall Street kapitalizmin Berlin Duvarı idi, yıkıldı.
Nerede duracağı belli olmayan bu düşüşte görülmemiş şeyler yaşanabilir. İnsanlar bunu hissediyor ve korkuyor. İşsizlik artacak, yoksullar daha yoksul olacak, orta sınıfa yeni katılmış eski sıralarına dönecekler. Bu durumda halkın çoğunluğu en güvenli liman olarak AKP’yi görecek.

Kömür ve erzak dağıtıyor
Korunma güdüsüyle halk kapı kapı dolaşan, kendi aksanıyla konuşan, yeşil kart veren, kömür ve erzak dağıtan, okul çocuklarına bedava kitap ve defter sağlayan AKP’ye daha fazla yönelecek.
Bunları alanları hor görenlere, dilencilikle suçlayanlara değil.
Kazanan AKP olacak. Cumaları camileri dolduran. Tarikatları sosyal güvenlik kurumlarından örgütlü ve zengin. İftar çadırlarının mucidi. Tesettür taburlarının komutanı. Devlet ihalelerinden özel hesaplara milyarlarca dolar aktaran ve aktarmaya devam eden ve bir kısmını saçmaya hazır AKP.
Ekonomik çöküntü fanatizmi, yabancı düşmanlığını, korumacılığı, otoriter yönetimi besler, bunlar da AKP’nin gıdasıdır. Zaten otoriter ve fanatik eğilimlere sahip olan Erdoğan’a bu seçimler ve bu ekonomik kriz ilaç gibi gelecek.
AKP o kadar iyi örgütlenmiştir ki popülaritesi geçtikten sonra bile bu örgütlenmenin gücüyle iktidarını sürdürebilir. Aynen mollaların İran’ında olduğu gibi.
Beyaz Türkler insan zekâsına hakaret olan CHP ve Baykal’a tahammül etme uyuzluğunu göstermenin bedelini silinmekle ödeyecekler. Tıpkı 1789 ihtilalindeki Fransız asil sınıfı gibi.
Sizi Atatürk bile kurtaramaz.

Pazartesi, Mart 02, 2009

Dow 7000`in Altinda

via Ritholtz.com

Cuma, Şubat 20, 2009

Ozet

Dunyada ne olup bittigini daha iyi anlamak isteyenler icin:

Martin Wolf (Financial Times`in bas ekonomisti)
1.bolum / 2.bolum

Salı, Kasım 25, 2008

Jeremy Grantham

Soyledigi hemen hemen herseye katiliyorum.. S&P 500`un 600`e inmesi ile gelismekte olan piyasalara yatirim tavsiyleri haric...

Bakalim bu gunlerden cikarilan dersler ne zaman unutulacak.. Neo-liberal ekonomi, market her zaman en iyisini bilir hikayeleri, bu sefer farkli masallari, mantiksiz fiyatlari matematik modellerle aciklama cabalari ne zaman geri donecek..



Salı, Kasım 04, 2008

West Wing - Obama - Komplo Teorisi

Uzun zamandir aklimi kurcalayan bir komplo teorisi vardi. West Wing adli dizinin (ki en sevdigim ikinci dizidir) son sezonu, geride biraktigimiz secim donemine asiri derecede benziyordu. Hatta o kadar benziyordu ki, birileri dugmeye mi basti diye dusunmekten kendimi alamiyordum.

Neyse gec de olsa aradigim cevabi buldum. Meger bu benzerlik bir grup politik danismanin ustun analiz yeteginin eseri imis..Bir tek secim sonucu kaldi.. Onu da tuttururlarsa -ki tutturacaklar gibi gozukuyor- artik geriye kendilerine sapka cikartmaktan baska bir sey kalmiyor..

Çarşamba, Ekim 29, 2008

Yeni Istanbul

Ilgi cekici.. Ote yandan, Mete Hoca darilmasin ama, bence pek gercekci degil...


Cuma, Ekim 24, 2008

Dusuyoruz Galiba

New York`ta borsalarin acilmasina 3 saat var.. Gostergeler 2 hafta onceki dipi tekrar yoklayacagimiz yonunde.. Galiba bu sefer 850`nin altina da inecegiz.. Borsalar acilmadan once alinip satilan gelecek kontratlari yuzde 6.5 duserek sigortalari attirdi ve islemler durmus vaziyette..

OPEC uretimi beklentilerin altinda kesti, stoklarda da artis varmis. Petrol fiyatlari 50`ye dusecek dediklerinde hadi canim demistim; anlasilan halt etmisim. Bu arada Sony ve Apple gelecek ceyrekler icin kar beklentilerini dusurunce resesyona girdigimiz kesinlesti (bence 6 aydir kesindi zaten de neyse).. Bugunku muhtemel satis bu yuzden..

Bu arada birisi bana bu kadar paranin nereye gittigini aciklar mi? Emitalar dusuyor, hisse senetleri dusuyor, gayrimenkul dusuyor, dolar ve yen haricindeki tum para birimleri dusuyor. Herkes nakitte mi? Bu arada FED ekstra likidite yaratmak icin cabalayip duruyor.. Faizler de dusuk -ve daha da dusecek.. Tabii benim beklentim deflasyondan yirtalim derken hiper enflasyona sebep olunacagi yonunde, ama neyse..

En buyuk korkum ise Grantham`in hakli cikmasi. Su anki noktadan %50 asagiya iner miyiz? Uzun vade yatirimi yaptigim icin muhtemel zararlari goguslemek niyetindeyim. Ama anlasilan olup bitenler psikolojikman beni oldukca zorlayacak..

Edit: Yanlis alarm, S&P sadece %3.5 dustu..

Çarşamba, Ekim 15, 2008

Nouriel Baba Yine Bombalamis

Nouriel Roubini krizin daha da derinlesecegini ongoruyor.. Bankalarin yazmak zorunda kalacaklari zararlari da 2 Trilyon dolardan 3 Trilyon dolara yukseltmis.. Sistemik kriz ihtimalini de hala yuksek tutmakta..

Bakalim krizin bitisini tahmin edebilecek mi? Eger zamaninda pozitife donerse artik kimse ona bozuk saat diyemez. Yok eger negatife takili kalirsa buyuk ihtimalle bir dahaki krize kadar adini unutacagiz..

Son birkac senedir Roubini`nin goruslerini paylasmaktaydim. Ancak benim beklentilerim yavas yavas duragana donuyor. Borsada %15-20 civari bir dusus daha yasamamiz (S&P 500 750-800) beni sasirtmasaz. Ancak bence su an itibari ile "gercek" degerlere cok yakin vaziyetteyiz (850?), ve bundan sonrasi "undershoot" olacak.. 1-2 sene yatay gidecegimizi tahmin ediyorum.

Yeter ki su zararlar yazilsin; kotuler ayiklansin, iyilerle konsolide edilsin..

Salı, Ekim 14, 2008

Borsalar Cildirmis Olmali

Tamam bu isten cakmiyorum, kabul.. Ama bu kadari da fazla.. 2 ayda olur dedigim dusus 1 haftada, 1 haftada olur dedigim toparlanma 1 gunde oldu.. Eger su noktada doktora tezi yazacak olsaydim, son bir haftayi konu olarak secerdim.. Acaba olaylar yayginlasmis kitlesel iletisimden ve iyice kaynasmis finansal sistemlerden dolayi mi bu kadar hizli gelisti? Bir bilen varsa bana da anlatsin..

Bu arada ne yazik ki firsatlarindan istedigim kadar yararlanamadim.. Eger tahminlerim tutarsa gecen haftaki seviyelere 1 ya da 2 ay icinde bir kez ugrayacagiz.. Bu sefer biraz daha agresif davranmak niyetindeyim. Bakalim..

Edit: Yeni teori: acaba sorunun cevabi bilgisayarlar mi? Hesaplar cok cok hizli yapiliyor, alim satim kararlari bilgisayarlar tarafindan veriliyor.. Sistemin daha dinamik olmasi aradigim cevap olabilir..

Pazar, Ekim 12, 2008

P/E ve Uzun Vade Getiri

Pek iyimser birisi olmadigim icin buyumeye kusku ile yaklasiyorum; o yuzden yatirim karari alirken P/E orani (Fiyat/Kazanc orani-??-) ilk baktigim gosterge.. Robert Schiller bu konuda bir calisma yapmis (Paul Krugman ve Lawrance Summers`dan sonra en sevdigim ekonomist kendisi). S&P 500`un anlik P/E oranina gore on yillik getirisi:


Bu grafik su kadar krizin icinde niye tum "servetimi" borsaya koyma derdinde oldugumun yegane aciklamasi. Zira bendeniz bu finans isinden kisa vadede kazanacak kadar cakmiyorum. Sansima olan guvenim de sifir. Hal boyle olunca -biraz da zoraki olarak- uzun vade yatirimcisi olmak durumundayim. Ve grafikten de anlasilacagi uzere 10 yillik donemde dusuk p/e oranlari ile baslamak cok daha yuksek getiri sagliyor.

Tabii real ekonominin cakilip bahsi geen orani manasiz hale getirmesi ihtimali yok degil.. Tetigi cekmekte ki tereddutumun kaynagi bu. Su noktada gozum kulagim ABD yonetiminde. -Enflasyonu ve artan borcu goze alarak- Keynesian kanallardan ekonomiyi canlandirmalarini bekliyorum. Iyi baslamislardi ama son bir ayda, olup bitenlerin arkasinda -ve hatta altinda- kaldilar. Neyse ben en iyisi fazla dagitmadan burada durayim..

Edit: Bu arada Roubini`yi unutmusum.. Bozuk saat deyip duruyorlar ama -zamanlamasi haricinde- tum tahminleri su noktaya kadar tuttu.. --Bu firsattan yararlanip bir kez daha verimli market hipotezini ve laissez-faire ekonomiyi savunanlari selamlayalim--

Cuma, Ekim 10, 2008

Al-Sat


via Paul Krugman

Dip

2006`dan beri emlak ve finans piyasalarinda cokus bekliyordum. Biraz(!) erken davranmisim (bedelini de bazi kisa pozisyonlarimdan zarar ederek odedim). Cokusun karakterini de tam olarak tahmin edemedim. Daha yavas ve basamak basamak inecegimizi dusunuyordum, ancak son bir haftada yasananlar ortada. Neyse sadede geleyim:

Bugun (10 Ekim 2008) saat 12.30`da (Pasifik saati) S&P 500 icin 850 seviyesinde -en azindan gecici bir- dip tahmini yaptim. Yanildiysam inkar edemeyeyim diye de buraya not ediyorum.

Bu arada yangim yinimi yenemedi ve tetigi cekemedim. O da ayri mesele..

Ilgilendigim ve pozisyon tuttugum sirketler soyle: GE, XOM, GOOG, BRKB, IBM, CSCO, TGT, MT. GS ile kisa sureli alim-satimlar yapmaktayim. Ayrica altin ve petrolde gozum var. Bir de BRCM var tabii ki, ama o ayri..

Bir ara oturup piyasa tahminlerimi de yazsam iyi olacak.. Ama ne zaman olur bilemiyorum..

Cok Cok Onemli Not: Finans meslegim degil, sakin ola beni dinleyip de karar almayin!!! Sakin, Sakin, Sakin!!!!

Çarşamba, Eylül 24, 2008

Yasasin, Benim Mahalleye Birisi Tasindi

Cuneyt Ulsever bugunku ozelestirileri (ozellikle de Keynesian ekonomi referansi) ile Turkiye`de kendime en yakin buldugum yazar koltuguna oturdu . 2 numarada ise Radikalden Haluk Sahin var.

Bir liberal olarak özeleştiri


KENDİNİ liberal demokrat olarak addeden bir kişi olarak 1990 sonrası iki paradigmaya(*) inanıyordum. Daha doğrusu inandığım paradigmalar arasında ikisinin önemli doğrular olduğunu düşünüyordum:

1) Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle dünya tek pazar ekonomisine dönüşeceği için devletler arasında çelişkiler azalacak, dünya daha barışcı bir dünya olacaktı.

2) Kapitalist sistemde dönüşümler (cycles) olduğu için krizler çıkabilirdi, ama bu krizler serbest piyasa ekonomisinin kendi kuralları içinde müdahale (devlet) olmadan düzelirdi.

Yakın tarih bu iki konuda fena halde yanıldığımı gözümün içine soktu.

* * *

1) Hiçbir zaman devletin bir aygıt olarak ortadan kalkacağını düşünmedim, 2. Cumhuriyet kavramını bir saçmalık olarak gördüğümü her zaman ifade ettim. Ancak, yeni dünya düzeninin kurulacağına iman ettim. Halen de teknolojinin önderliğinde bir yeni dünya kurulduğuna ve bu dünyanın küresel bir dünya olduğuna inanıyorum. Ama maalesef, dünya küreselleşirken barışı yakalayamadı. Zira, ekonomiyi var eden gerçeklik aşılamadı.

Kıt kaynaklar dünyası sık sık paylaşım kavgası vermek zorunda. Tarih bitmedi, ama tek pazar ekonomisi tek merkezli veya merkezsiz bir dünya yaratamadı.

Bundan böyle iki pazarlı bir dünya olmayacak, ancak temel menfaatleri çelişen çok merkezli dünyaya giriliyor.

* * *

2) İyi giden günlerin ardından kötü giden günlerin, kötü giden günlerin ardından iyi giden günlerin geleceğini biliyordum ama birinden öbürüne kendiliğinden geçiş olacağını da düşünüyordum.

Yarım haklı çıktım veya yarı yarıya yanıldım.

İyi giden günlerden kötü giden günlere kendiliğinden geçiliyor ama kötü giden günlerden iyi giden günlere kendiliğinden geçilmiyor.

En son ABD krizinde gördüğümüz gibi kötü günlere devletin müdahale etmesi gerekiyor. Bu duruma "bilgi teknolojisine yatırım yapmak varken gayrimenkule yatırım yapan ABD kapitalistleri bile dünyanın gidişatını okuyamadı" diye bir safsata ile kulp bulmak veya "devletler büyük finans krizlerini önlemek zorundadırlar" diye geç kalmış bir düşünsel ilave yapmak hiçbir işe yaramıyor.

Artık inanıyorum ki, müdahaleyi her koşulda gereksiz bulmak (Friedman) yerine zaman zaman müdahaleyi kapitalizmin vazgeçilemez parçası kabul etmek (Keynes) daha doğru!

Sosyalizm
insan ruhunu anlamıyor, ama serbest piyasa da insan fıtratının bir parçası olan sonsuz ihtirası frenleyemiyor. Engellenemez ihtiras gayrimenkul piyasasında riskleri pervasızca körükleyince dünya zenginleşiyor zannettik, ancak sonunda o dünya başımıza yıkıldı. Bireyler aynı gayrimenkulden káğıt üzerinde hesaplanan değer artışlarıyla 3-4 defa kredi alınca hem ev, hem araba, hem de yazlık sahibi oldular ama değer artışları realize edilmeyince bu zenginleşmenin gerçek karşılığı olmadığı ortaya çıktı.

Bu işlere hiç bulaşmamış vergi mükelleflerinin de ödediği vergilerle devlet karşılıkları yaratmak zorunda kaldı. Çözüm hem müdahaleyle oldu, hem de adil değil!

Ama başka bir çare de yok!

Piyasa sadece yanlış yapanı cezalandırmıyor.

* * *

Bir yanlışım daha oldu. AKP’yi 2005’in başına dek destekledim. Allah’tan o yanlıştan göreceli erken kurtuldum. Darısı diğer (sözüm ona) liberallerin başına!

(*) Dünyayı algılamada insanların kabul ettiği doğrular sistematiği.

Hurriyet 25/9/2008